@FerhatEncu

Katır Sırtında Taşınan Ölüleri Unutursam Kalbim Kurusun

Ölen biz, acı çeken biz…

Roboski katliamının üçüncü yıl dönümüne sayılı günler kala Roboski’de ne değisti? Toplum vicdanında bu denli derin yaralar açan bu katliamının failleri nerede? Niye hala yargılanmıyor? Sorularını bu günlerde kendimize sormak gerekiyor.

Elbette bu soruların hepsinin bir cevabı var, olmalıda. Hepimizin bildiği gibi 28 Aralık 2011’de kendi ekmeğinin peşinde olan insanlarımızın, kardeşlerimizin üzerine bombalar yağdırıldı. 19’u çocuk olmak üzere toplam 34 insan bombalarla acımasız bir şekilde parçalandı. O gün bu gündür değişen hiçbir şey olmadı. Hala acımız ilk gün ki gibi taze, hala cenazelerimiz toprağa gömülmesini bekliyor. Acımız derin öfkemiz büyük. Sabır taşlarımız çatlamak üzere. Katliamın üzerinden yaklaşık üç yıl geçmesine rağmen hala yasımızı yaşamamıza izin vermiyorlar. Devletin baskıları gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Bizler bu katliamın sorumları yakalanıp yargı önüne çıkarılsın dedikçe bizler kendimizi savcıların odalarında, hakimlerin karşısında buluyoruz. Bizler adalet dedikçe hakaretlere, adaletsizlikle karşı karşıya kalıyoruz.1462901_786982038029762_6244752034436808492_n, yargılanan ve hakaretlere uğrayan yine biz.

 Devlet geçmiş katliamlarda olduğu gibi bu katliamda da devletin zihniyeti gereği bu katliama kılıf bulma, failleri aklama, aileler üzerinde baskı uygulama politikası izleyerek bizlere,ezilenlere ve ötekilere gerçek yüzünü en korkuncu ile göstermeye devam ediyordu. Suçlu pozisyondaki devlet, medya ve iktidar tüm suçlarını örtbast etmeye, ölen insanları ve akrabalarını suçlu göstermeye devam etmekten hiç çekinmediler. Devlet bu katliamı aklamak için önce “Meclis Uludere alt komisyonunu” adı altında bir tiyatro oynayarak bu katliamı “kaçınılmaz hata” diye kamuoyunun vicdanına bir hançer  gibi sapladı. Hepimizin aklı ile dalga geçmeye başladılar. Daha sonra Diyarbakır özel yetkili savcısı bir buçuk yıl sonra  görevsizlik kararı vererek dosyayı bu katliamda birinci rol oynayan askeri savcılara devretti. Askeri savcıda hepimizin bildiği, öngördüğü şeyi yaparak dosyaya takipsizlik kararı verdi. Hukuku, adaleti ve insan değerleri bu denli ayaklar altına alıp çiğneyen başka bir devlet var mıdır bilmiyorum ama bu devlet ve devletleşmiş iktidar bunu  yapmaktan hiç çekinmedi.

Bizler bu onurlu mücadelemizi sürdürmeye devam ederek bu ülkede bulunan bütün kurumların gerçek yüzlerini ifşa etmeye devam ettik. Özel yetkili savcılar, askeri savcılar aşamasından sonra dosyayı bireysel başvuru hakkımızı kullanarak AYM’ye (Anayasa Mahkemesi) başvurduk ve oradan çıkacak kararı bekliyoruz hala.

Peki bu kadar bilinçli, planlı ve apaçık her şey ortadayken bu katliamın failleri niye hala yargılanmıyor diye kendinize sorabilirsiniz. Benim bu soruya cevabım 28 Aralık 2011 akşamında, Roboski katliamı gerçekleşmesine saatler kala toplanan MGK (Milli Güvenlik Kurulu) toplantısında toplanan tüm devlet yetkililerinin bu katliamı orada görüşüp hayata geçirmesidir. Bundan dolayıdır kimse hakkında davalar, soruşturmalar açılmıyor. Kimse yargılanmıyor. Kim kimi yargılayacak ki?

son günlerde Dersim katliamı ile ilgili yürütülen tartışmalara baktığımızda devlet aklının hiç değişmediğini görmekteyiz. Bu katliamı gerçekleştirenler bu gün olduğu gibi, Maraş’ta, Sivas’ta, zilan’da, Ağrı’da, Gazi’de, Gezi’de ve Roboski’de tanıdığımız devlet aklı ve bu akla bürünen iktidarlardır. Suçları birbirinize atmaktan vazgeçin hepiniz bu kirli politikaların birer parçasısınız. İktidara geldiğinizde devletle bütünleşip halkı ezmekten, katletmekten, yok saymaktan başka bir iş yaptığınız yok. Geçmişiniz tüm çıplaklığı ile ortadır. Bunca acıları yaşattığınız halklardan özür dilemeniz gerektiği  yerde acılarımız üzerinde siyasi rant peşindesiniz. Bu günlerde çok kullanan bir söz var olayı aslında özetleyen bir söz “Hepiniz oradaydınız ulan” demek istiyorum.

 Bunlar yetmemiş gibi acılarımızı hiçe sayıp sözde bu acıları yaşattıkları için bizden özür dilemeye çalışıyorlar. Bu kuru özürlerin pratikte karşılığı en son Dersim’de yürüttükleri politikalardır. Bu ülkenin başbakanı sözde Dersim halkından özür dilemek için Dersime gider. Birkaç tiyatro sahnesi oynayarak kendince Dersim halkından özür dilediği düşüncesine, algısına kapılır.  Dersim katliamı niçin gerçekleştiğini unutarak, Alevi halkının sorunlarını görmezden gelerek Ankara‘ya gelir meclis kürsülerinde övünerek bu ziyaretini anlatmaya başlar ve o dönemde zalimliğe, haksızlığa karşı baş kaldıran Seyit Rıza ve arkadaşlarını hainlikle, teröristlikle suçlayan MHP lideri olan Devlet Bahçeli‘yi erkeksen, yiğitsen sende Dersime gidip Dersim halkının yüzüne mecliste sarf ettiğin sözleri tekrarlarsın deyip Dersim halkının acılarından, hassasiyetlerinden ne anladığını ortaya koyar.

Birbirlerini bizlerin acıları üzerinde yiğitliğe, erkekliğe davet edenler maalesef birbirlerini insan olmaya davet edemiyorlar. Çünkü devlet aklı, faşizm ve ırkçılık genlerine işlenmiş. Bunlar yarın bir gün Roboski katliamda baş rol oynayan Recep Tayip Erdoğan’ı erkeksen, adamsan, yiğitsen Roboski’ye git deseler hiç şaşmam.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on Aralık 12, 2014 by in Uncategorized.

Dolaşım

%d blogcu bunu beğendi: